Dr. Damla Ayhan

Dr. Damla Ayhan


26 Nisan 2012
font boyutu küçülsün büyüsün

Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Politikası(zlığı)!


Enerji, çevre ve küresel iklim değişikliği, günümüzde artık birbirinden ayrı düşünülemeyen ve uluslararası arenanın gündemini fazlasıyla meşgul eden kavramlar. Enerji ve çevre politikalarının oluşturulması ve uygulanması sürecinde, ülkelerin ekonomik sistemleri, siyasal rejimleri ve uluslararası politikalarındaki farklılıklar nedeniyle bu politikalar değişiklik gösterse de, ortak hedefler; bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşamaları, çevre değerlerinin korunması ve enerji-çevre politikalarının gerektirdiği yükümlülüğün paylaşılmasında adaletin sağlanması şeklinde özetlenebilir.

Bir taraftan hızlı nüfus artışı ve yenilenemez enerji kaynaklarının tükenmesi, bir taraftan da küresel iklim değişikliği bilincinin dünyada hızla gelişmesi, enerji kaynaklarının yoğun kullanımını gerektiren kalkınma ile çevrenin korunması arasındaki çatışmayı daha belirgin hale getiriyor.

Enerji ve çevre politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında devletin rolü son derece önemli. Ulusal güvenliği sağlamak ve ekonomik-sosyal kalkınmanın altyapısını oluşturmak devletin temel görevleri arasında yer alıyor. Ancak aynı zamanda devletler tarafından enerjiye yönelik politikalar çevresel politikalarla bir bütün olarak ele alınmadıkları sürece uzun vadede sürdürülebilirliği sağlamak neredeyse imkansız hale geliyor.

Enerji ve iklim değişikliği konusunda dünyada farklı devletler, farklı politikalar uyguluyorlar. Bir devletin belirli bir küresel konuda oynayacağı rol, öncelikle o devletin ulusal politik faktörlerine ve göreceli maliyet ve kazançlarına bağlı.

Türkiye de ne yazık ki bu maliyet ve kazançlarını düzgün belirleyemeyen ülkelerden biri. Ülkemiz, bilindiği üzere yenilenemez enerji kaynaklarına ve dolayısıyla ithalata son derece bağımlı olmakla birlikte, yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli de oldukça yüksek.

Peki son dönemlerde bu konuyla ilgili neler yapılmış?

2009’da 33,9 bin TEP olan doğalgaz ithalatı 2010’da 36,6 bin TEP’e, petrol ithalatı ise 33,9 bin TEP’ten 36,6 bin TEP’e yükselmiş. 2011’de gerçekleşen rakamlar ise meçhul. Enerji kaynakları ithalatımız toplam tüketimimizin % 70’i. 

Kömürde temiz teknolojiler geliştirilip kullanılmadığı takdirde önemli bir potansiyele sahip olduğumuz bu yerli kaynağımızı çevreyi kirletmesi nedeniyle elimizin tersiyle bir kenara itmiş olacağız.

2009’da 129 TEP olan ve 2010’da neredeyse iki katına çıkarak 251 TEP’e ulaşan  gurur kaynağımız rüzgar enerjisi, santral kurulumları için gereken tüm araç ve teçhizatın ithal olması nedeniyle amacından sapmış durumda. Üstelik hala potansiyelimizin sadece %3’ünü kullanıyoruz. RESSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bilgin’in ifadesiyle: “Yılda yaklaşık 2 milyar dolarlık rüzgar boşa esmekte.”

Ülkemiz için önemli bir potansiyel olan hidrolik gücümüz, dereleri kurutmak ve tüm çevresini tahrip etmek pahasına yanlış yöntemlerle inşa edilen HES’lerle birlikte heba edilmekte.  

Güneş enerjisinde ise tam bir felaket söz konusu. Dünyada bu enerji, bilindiği üzere ağırlıklı olarak Isıl Güneş Teknolojileri ve Güneş Pilleri aracılığıyla kullanılıyor. Türkiye’de ise en yaygın kullanımı su ısıtma sistemleri. Asıl elektrik üretiminde kullanılan güneş pili uygulaması ise yok denecek kadar az. Türkiye, güneş enerjisinden ekonomik olarak yararlanma limiti olan yıllık 2000 saat güneşlenme süresinin oldukça üstünde. Ancak buna rağmen 2007 yılından 2010 yılına kadar güneş enerjisi üretimindeki artış sadece %2. Üstelik bu enerji türündeki politikası, sadece yabancı şirketlere Türkiye’de yatırım yaptırmak üzerine kurulu.  

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Kasım 2011’de yayınladığı “Türkiye Enerji Politikaları” mı, AKP propagandası mı olduğu belli olmayan rapor, enerjide gelinen ve bundan sonrası için hedeflenen noktaları çok güzel açıklıyor:

- Raporda rüzgar ve güneş enerjisinin detaylarından ve geleceğinden neredeyse hiç bahsedilmiyor.

-Petrol ve doğalgaz yerli(!) kaynaklarımız arasında gösteriliyor.

 

En önemli enerji politikalarımız arasında ise;

 

- 9 yıldır kömür yardımı yapıyor olmak,

 

- Ülkemizin jeostratejik konumunun verdiği avantajları en iyi(!) şekilde kullanmak,

 

- Enerjide 11 dağıtım bölgesini 5 milyar dolar bedelle özel sektöre devretmiş olmak  

bulunuyor.

 

Daha fazla söze gerek yok ama “Yeşil Enerji” ile kastedilen bu olmasa gerek!















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları






Anket

Enerji haberlerini-tüm boyutları ile-en iyi hangi gazete veriyor?
  • Hürriyet
  • Sabah
  • HaberTürk
  • Vatan
  • Milliyet
  • Akşam
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Zaman
  • Radikal
  • Yeni Şafak
  • Star
  • Takvim
  • Sözcü
  • Taraf
  • Türkiye

En Çok Okunanlar