Prof.Dr. Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat


28 Aralık 2011
font boyutu küçülsün büyüsün

Tüketici Hakları-2: Bankacılık Sektörü-I


Büyük başarıların sahipleri,

Küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir.

Schiller

 

 

2000 yılındaki üçlü koalisyon hükümeti zamanında yaşanan “yüksek enflasyon” ve “ekonomik kriz” pek çok işyerinin kapanmasına ve pek çok kişinin işsiz kalmasına neden olurken, bankaların verdiği yüksek faiz ise parası olanlar için büyük bir rant kapısıydı. Yüzde yüz ve hatta yüzde üçyüz/beşyüzlere varan repo faizleri bankalara akan mevduatı çoğaltmasına karşın, işini döndürmek üzere bankadan kredi kullanmak zorunda kalanları perişan etmişti. Sonuç kaçınılmazdı ve mutlaka önlem almak gerekiyordu. O sırada Kemal Derviş bir kurtarıcı göreviyle ekonominin başına getirtildi ve acı reçeteler ardı sıra uygulanmaya başlandı. Bu arada bazı bankalar battı ve bazılarına da el kondu. Pek çoğu sonradan el değiştirdi.

2000’li yıllarda yaşanan ekonomik krizden sonra yapılan ilk genel seçimlerde iktidara gelenler ise, o zamanlarda uygulanan ekonomi politikaları aynen devam ettirildi. Enflasyon düşmeye, bankacılık sektörü yaralı da olsa alınan önlemlerle rayına oturmaya başladı. Ancak, enflasyon düştükçe mevduat ve kredi faizleri de düşmeye devam etti. Bu kez bankalar kredi müşterisi bulmakta, yani asıl görevleri olan “paradan para kazanmakta” zorlanmaya başladılar. İşte burada devreye banka müşterileri girdi ve önceden ücretsiz ya da çok düşük ücretle görülen bazı bankacılık hizmetleri karşılığında müşterilerden ücret alınmaya başlandı. Bunlar arasında havale, EFT, vadesiz hesaplardan kesilen hesap işletim ücreti, kredilerde dosya masrafı, bilirkişi masrafı gibi hizmetler sayılabilir. Öyle ki, kendi hesabınızdan aynı bankanın diğer şubesindeki hesabınıza para aktarmak bile ücrete tabi duruma geldi.

Bu yazıda bankalardaki vadesiz hesaplardan kesilen “hesap işletim ücreti” üzerinde duracağım.

Hesap İşletim Ücreti

Bankaların vadesiz hesaplardan “hizmet(!)” karşılığı kestikleri ve bankalara göre günümüzde yıllık 25 TL ile 75 TL arasında değişen bir ücrettir “hesap işletim ücreti”. Hesap sahibi farkında olmasın diye genelde 3 ayda bir kesilir. Hizmet sözcüğünün yanına özellikle ünlem işareti koydum. Çünkü, bankaların vadesiz hesaplarda ne gibi bir hizmet sundukları havada kalmaktadır. Üstelik vadesiz hesaplar banka müşterilerinin az ya da çok parasının bulunduğu ve bankaya fayda yaratan hesaplardır. Vadesiz hesaplara hem faiz işletilmez hem de müşterinin bankada tutulması ve mudi sayısının yüksek gösterilmesi için bir gerekçedir.

Banka lehine bu kadar fayda sağlayan vadesiz hesaplardan 2004 yılında “hesap işletim ücreti” ya da benzer adlar altında para kesilmeye başlandı. İlk başlarda hesap sahibinin dikkatini çekmeyecek kadar düşük miktarlarda kesilen bu ücret sonradan bankalar için iyi bir gelir kaynağı oldu. Tıpkı havale, EFT ya da ücretli olan diğer hizmetler gibi.

Bankacılık Sözleşmesi

2004 yılından önce yapılan ve hesap açarken müşteriye imzalatılan sözleşmelerde “hesap işletim ücreti” adı altında herhangi bir madde yer almıyordu. Bu nedenle bankalar, müşterilerin itirazları üzerine ya kestikleri parayı iade ediyorlardı ya da Tüketici Hakem Heyetleri sözleşmede yer almayan bu ücretin iadesine karar veriyorlardı. Ayrıca önceden hazırlanan sözleşmeler 12 puntodan küçük oldukları için çıplak gözle zor okunuyor ve bu da 4077 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun”un 6. Maddesine ters düşüyordu. Bir süre sonra sözleşmedeki eksiklerinin farkına varan bankalar, sözleşmelerine hesap işletim ücretini ekleyerek ve sözleşmeyi 12 punto olacak şekilde düzenleyerek buna benzer ücretlere “sözde” yasal bir kılıf uydurdular. Üstelik bu ücret o kadar “ballı” duruma geldi ki, daha önce bu ücreti almayan bankalar da aynı taktiği uygulamaya başladırlar. Çünkü, hesap sahibi için dikkati çekmeyecek veya önemsenmeyecek kadar düşük olan hesap işletim ücreti, milyonlarca müşterisi olan bankalar için iyi bir gelir kaynağıydı ve toplamda yüksek tutarlara erişiyordu. Zaten müşterinin böyle bir ücretin kesildiğinden de pek haberi olmuyordu.

Ve böylece şu anda bütün bankaların vadesiz hesaplardan “hesap işletim ücreti”, “hesap bakım ücreti” ya da başka adlar altında kestikleri ve yasal olup olmadığı çok tartışmalı olan bir “de facto(fiili durum)” ortaya çıktı.

Bir sonraki yazıda kesilen bu tür ücretlerin yasaya ne kadar uygun olduğunu(!) ve tüketicilerin ne yapması gerektiğine değineceğim.















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (1)
  • salihtemizkan@yahoo.com / 31 Aralık 2011 09:12

    doğru

    gerçekten bankaların bu parayı neden aldığını birçok kimse bilmiyor neyapılması gerektiğini öğrenmemiz lazım




Bu yazarın diğer yazıları






Anket

Enerji haberlerini-tüm boyutları ile-en iyi hangi gazete veriyor?
  • Hürriyet
  • Sabah
  • HaberTürk
  • Vatan
  • Milliyet
  • Akşam
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Zaman
  • Radikal
  • Yeni Şafak
  • Star
  • Takvim
  • Sözcü
  • Taraf
  • Türkiye

En Çok Okunanlar